Uyku ile şişmanlık arasında iki yönlü bir ilişki var. Uykuyla birlikte yağ metabolizması ilişkili. Uykuyla şeker metabolizması ilişkili. Bunlardan birini çok daha öncelerden biliyorduk. Yağların yakılmasını sağlayan hormonlar uykunun gecenin ilk yarısında ortaya çıkan derin uyku sırasında olduğunu biliyoruz. Derin uykunun, uykunun kalitesini bozan herhangi bir nedenle kesintiye uğraması veya horlama ve uyku apne sendromlarında olduğu gibi derin uykunun tamamen ortadan kalkmış olması ki bu hastalıklarda böyle. Yağları yakan büyüme hormonunun ki bu çocuklarda da gelişmeyi sağlayan hormondur. O nedenle çocuklarda bademciklerini aldırdık, çocuk gelişti, büyüdü denir. Bu çocukları büyüten hormon erişkinlerde yağların yakılmasını sağlayan, vücudun yenilenmesini, yaşlanmayı engelleyici bir hormon olarak ortaya çıkar. Ve uykunun kalitesinin bozulması bu hormonu baskıladığı için yağlanmaya, şişmanlamaya ve yaşlanmaya sebep olabilir. Son yıllarda öğrendiğimiz bir başka kilo ve uyku kalitesiyle ilişkili nokta şeker metabolizmasıyla ilişkili. Genç insanların bile uykusunu biz bir takım yöntemlerle bozduğumuz zaman dışarıdan uyaranlarla bozduğumuz zaman onların kısa süre içinde şeker hastalığına bir yatkınlık geliştirdiklerini ve kısa sürede de şeker hastası olduklarını biliyoruz. Dolayısıyla uyku ve kilo arasında gerek şeker metabolizması, gerek yağ metabolizması üzerinden iki yönlü bir ilişki var.

Kısa Süre Uyumak Şişmanlığa Neden Olur mu?

Kısa süre uyumakla ilgili birçok araştırma var. Bunların bir kısmı toplumsal araştırmalar. Aslında uzun süreden beri merak edilen bir konu. Son yıllardaki çalışmalarla kısa uyumanın şişmanlığa sebep olduğu özellikle çocuklardan başlayaraktan ileriye yaşlara giden specturumda kısa uyumakla şişmanlık arasında ciddi bir ilişki var. Nasıl oluyor? Daha az uyuyan toplumlara bakıldığında, mesela Amerika’da bir uyku kısıtlaması olduğu için onların daha şişman toplumlar olduğu buna karşılık İtalyanların uykularına daha düşkün, daha uzun süre uyuyan bir toplum olarak daha zayıf oldukları biliniyor. Buradan hareket ederekten yapılan çalışmalarda görülüyor ki özellikle modern toplumun getirdiği uyku kısıtlaması daha çok yaşamak, daha çok eğlenmek, daha çok üretmenin getirdiği uyku kısıtlaması, özellik çocuklarda, çocuklar eğer sabahleyin uykularını uyuyamıyorsa, erken başlayan okul saatleri, akşamleyin geç saatlere kadar oturan çocuklarda şişmanlık eğilimim daha belirgin olduğu ve bunun uyku saatlerinin arttırılmasıyla şişmanlığın önlenebildiği son yıllardaki çalışmalarla net olarak ortaya kondu.

Kilo Problemi Olan Kişilerde Uyku Hastalıkları Daha mı Sık Görülür?

Uyku hastalıklarının bir kısmı, çünkü 80 tane kadar uyku hastalığı var. Bunların bir kısmı uykuda solunum bozuklukları dediğimiz grup. Kilo alımıyla birlikte belirginleşen hastalıklardır. Biz kilolu insanlarda uykuda solunum bozukluklarını ki bunlar genellikle horlama olarak bilinir. Ama biz horlama olarak dışarıdan görülen bozuklukların altında uykuda solunum azalmaları, solunum durmaları, solunum yüzü yerleşmeleri olabileceğini biliyoruz. Dolayısıyla sadece horlama olarak görmemek lazım. Özellikle geceleyin terlemesi, geceleyin sık sık tuvalete gitme ihtiyacı olan, sabah yorgun kalkan ve gündüz uykusu gelen insanların kilosuyla uykusu arasında bir ilişki olabileceğini mutlaka akıllarında tutmaları lazım. Kilo arttıkça uykuda solunum bozuklukları daha çok artıyor. Her ne kadar uyku solunum bozuklukları belli bir yerden sonra kilo artışına katkıda da bulunsa başlangıç genellikle kilo alımıyla başlıyor. Ve hastalıklar genellikle de bu kiloyu vermeye çalışıyorlar. Halbuki uykuda solunum bozuklukları belli bir yere geldikten sonra artık kilo vermenin mümkün olmadığı hastalıklardır. Dolayısıyla bir yerden bu kısır döngüyü kırmakta fayda vardır. Kilo almayla başlamışsa bile uykuda solunum bozuklukları ondan sonra o hastalığı, uykuda solunum durmalarını ortadan kaldırıp, kilo vermeyi daha kolay hale getirmek mümkündür. Dolayısıyla uykuda solunum bozuklukları kilolu hastalarda çok sık görülen, tabiî ki her kilolu hastada değil. Uykuda solunum bozuklukları kilosu olmayan insanlarda da görülen bir hastalıktır. Ama kilolu insanlarda, özellikle erkeklerde, kısa boylu, kısa boyunlu ve özellikle karın çevresinde kilo alımı olan insanların mutlaka uykuda solunum bozukluklarını göz önünde bulundurmaları gerekir. Diyet programlarına başlamadan önce bu hastalıkları da mutlaka gözden geçirmekte fayda vardır.

Horlama ve Uyku-Apne Sendromu Şişmanlığı Nasıl Tetikler?

Horama ve uyku-apne sendromu uykuda solunum durmaları dolayısıyla veya solunum durmaları olmaksızın uykunun kalitesini bozan, derin uykuya girilmesine engelleyen, her ne kadar hastalar deliksiz uyuduklarını söyleseler de daha çok yüzeyel uykunun ön planda olduğu, buna karşılık derin uykunun büyük ölçüde azaldığı veya tamamen yok olduğu bir hastalık grubu. Derin uykuyla birlikte ortaya çıkan, yağların yakılmasını sağlayan, çocuklarda büyümeyi sağlayan büyüme hormonunun ilişkili olduğunu çok iyi biliyoruz. Derin uyku başladığı zaman büyüme hormonu, yağları yakan hormon da salgılanmaya başlar. Eğer bu hormonun salgılanmasında bir aksaklık ortaya çıkmışsa ki horlama ve uyku-apne sendromlarında buna çok sık rastlıyoruz. Giderek vücutta bir yağlanma eğilimi ortaya çıkıyor. Bu hastalar genellikle şişmanlığa eğilimli olan, şişmanlıkla birlikte belirtilerin ortaya çıktığı hastalar oldukları için kilo vermeye çalışarak hastalığı önlemeye çalışan hastalarda oluyor. Ancak kilo vermek bu hastalarda pek mümkün olmuyor. Hatta giderek kilonu arttığını görüyoruz. Ve bunun altında yatan sebep olarak da horlama ve uyku-apnesinin, uykunun kalitesini bozarak dolayısıyla yağların yakılamsını sağlayan hormonların salınımını bozaraktan vücutta bir yağlanma eğilimi yaptığını biliyoruz. Başka mekanizmalarla da horlama ve uyku-apnesinde de kilo artışı ortaya çıkıyor. Bunların bir başkası şeker metabolizmasının bozulması. Bu hastalarda glukoz intoleransı ya da insülin direnci dediğimiz olay ortaya çıktığı için bu da şeker metabolizmasını bozarak şişmanlamaya bir eğilim yaratıyor. Bu hastalarda aynı zamanda enerji tüketimi de gündüz harcanacak olan enerji gece harcandığı için geceleyin nefes almak için bu hastalar aşırı efor harcadıkları için o nedenle de zaten geceleri göğsünde, boynunda, başında terleme olan geceleri tuvalete giden hastalar artık bu mekanizmaların daha ön planda bozulmuş olduğu hastalarda daha dikkatli olmak gerekir. Bir başka önemli nokta da uyku-apnesi ile kilo alımı arasında, bu hastaların iştahlarının artmış olmasıdır. Bu hastalar birden bire geceleyin kalkıp bir şeyler yemek isterler. Ani bir açlık hissederler. O dönemde kendilerini kontrol edemezler. Bu da leptin dediğimiz iştahla ilgili maddeye karşı bir direnç oluşmasından kaynaklanan durum. Dolayısıyla horlama ve uyku-apne sendromu birçok mekanizmayla kilo alımına sebep olan, aslında kilo alımıyla başlayan, dolayısıyla bir kısır döngünün oluştuğu bir hastalık grubu.

Şeker Hastalığı ve Uyku Bozuklukları Arasında Nasıl Bir İlişki Var?

Diyabetle uyku arasında ilişkiler olduğu gibi, diyabetli uyku hastalıkları arasında da iki yönlü ilişkiler mevcuttur. Diyabet hastalarında biz uyku hastalıklarını daha sık görüyoruz. Ama aynı zamanda uyku hastalıkları olan insanların daha çok diyabete yatkınlık geliştirdiklerini biliyoruz. Nedir bunlar? Diyabetik hastalarda bir zorlama ve uykuda solunum durmasıyla giden uykuda solunum bozukluklarını ki bu hastalar geceleyin çok terlerler, geceleyin çok şiddetli horlarlar, geceleyin idrara çıkma ihtiyacıyla sık sık uyanırlar. Sabahları ağızları kurumuş olarak kalkarlar. Ve bunları da genellikle diyabetleriyle ilişkilendirirler bu semptomları. Ama bunlar aynı zamanda uyku da solunum durmasının da semptomlarıdır, gece ortaya çıkan semptomlarıdır. Dolayısıyla diyabeti olan hastalardaki aşağı yukarı 3’de 1’nde veya yarısında görülür uykuda solunum bozuklukları. Mutlaka uykuda solunum bozuklukları açısından dikkatli olmaları gerekir. Diyabet hastalarında sadece uykuda solunum bozuklukları değil bir takım periferik sinir hasarıyla giden nöropati dediğimiz olayın geliştiği hastalarda uykuda periyodik bacak hareketleri, huzursuz bacak sendromu olarak hissedilen akşam saatlerinde bacaklarını hareket ettirmeden duramama, bacaklarında yanma, bacaklarını koyacak yer bulamama şikayetleriyle ortaya çıkan. Huzursuz bacak sendromu uyuduktan sonrada bu bacaklardaki huzursuzluk devam ediyor. Ve geceleyin defalarca, dakikada bazen birkaç kez tekrarlayan, saatte 30-40 kez tekrarlayan ve tabi hastaların farkında olmadığı uyanıklıklara sebep olabiliyor. Uykunun bu kalitesinin gerek solunum olaylarıyla, gerek bacak hareketleriyle bölünmesi uykunun kalitesini bozduğundan o da diyabeti arttırıyor. Yani hem diyabet hastalarında biz uyku hastalıklarını daha sık görüyoruz. Ama uykunun kalitesi bozulduğu zaman bu hastalıklar hastanın diyabetini de daha kötü noktalara götürebilir. Bu yüzden dikkat edilmesi gerekir.